Ağrı Yöresindeki Batıl İnanışlar..

Ağrı Yöresindeki Batıl İnanışlar: Bayezid vilayeti nüfusunun büyük çoğunluğunun aşiretlerden oluşması ve kasabalarda yaşayan şehirli nüfusun da genellikle cahil olması halk arasında batıl inanışların oldukça yaygınlaşmasına yol açmıştır. Bizlerde agrininsesi olarak sizleri için bu araştırmayı ele aldık.

Ağrı Yöresindeki Batıl İnanışlar..

Ağrı Yöresindeki Batıl İnanışlar:

Bayezid vilayeti nüfusunun büyük çoğunluğunun aşiretlerden oluşması ve kasabalarda yaşayan şehirli nüfusun da genellikle cahil olması halk arasında batıl inanışların oldukça yaygınlaşmasına yol açmıştır. Bizlerde agrininsesi olarak sizleri için bu araştırmayı ele aldık.

Örneğin aşiret mensuplarından biri hastalanır (hastalığı ne olursa olsun ister bulaşıcı bir hastalık, isterse başka bir hastalık) ve hastalığı birkaç gün devam ederse hasta olan kişiyi deriye çekerler. Deriye çekme işi şu şekilde yapılır. İyi beslenmiş bir koç, koyun veya sığırın derisi soyulur ve deri henüz sıcakken, hasta çıplak olarak ayaklarından itibaren sadece başı dışarıda kalacak şekilde derinin içine yerleştirilir ve deri hastanın vücuduna yapıştırılır. Bir süre sonra hastanın başı da yorganla örtülür ve yakınları tarafından deri sıkıca bastırılır. Hasta derinin içinde dayanma gücüne göre iki saatten az olmamak şartıyla 6-7 saate kadar bekletilerek terletilir ve terleyen hasta derinin içerisinden çıkarılarak battaniyeye sarılır ve iyileşmesi beklenir. Tedavi amacıyla vücuduna deri çekilen ve başı da yorganla sıkıca kapatılan hastalardan bazılarının karbonik asit ile zehirlendiklerine de rastlanmaktadır. Tamamen batıl bir inanış olan bu tedavi yönteminden beklenilen sonuç hastanın deri içerisinde terleyerek iyileşmesidir. Bu yanlış ve zaman zaman ölümlerle sonuçlanan tedavi yöntemi yaygın olarak uygulanan bir gelenek haline gelmiştir.

Kırık, çıkık, kemik ezilmeleri ile diğer yara ve berelere maruz kalan hastaların söz konusu uzuvları deriye sarılmak suretiyle iyileştirilmeye çalışılır. Eğer hastanın burnu kanar veya hasta aksırırsa bu durum hastanın iyileşeceğinin göstergesi olarak kabul edilir. Bir kişi hastalığı süresince sayıklar veya saçma sapan konuşursa o hasta Kürt şeyhlerinden veya “Fakih/Feki” olarak isimlendirilen köy hocalarından birine götürülür, hoca hastanın üzerine okur ve muska yapar ve daha sonra bu muska hastanın boynuna asılır. Ayrıca asabi ve akıl hastalarının cin ve perilere karşı okuyan şeyh veya hocalara götürülerek (hoca hastanın yanına getirilerek) okutulması da yaygın olan hurafelerdendir. Cin ve perileri dağıtmak için yapılan muskaların bir kısmı suya konulur ve daha sonra bu su hastaya içirilip iyileşmesi beklenir. Sinir hastalıkları ve diğer cin ve perilerden kaynaklandığına inanılan hastalıkların ya okutma ile iyileşeceği ya da hastanın ölmesi ile sonuçlanacağı kanaati yaygındır. Bu tür hastaların doktorlara götürülmesinin düşünülmemesi ve iyileşmesinin tamamen hocalardan ve muskalardan beklenmesi yaygın bir alışkanlık haline gelmiştir.

Çeşitli göz hastalıkları bulunan hastaların rahatsız olan gözlerinin iyileşmesi için (kaşı üzerine gelecek şekilde) fesine veya külahına asılmış siyah muskalar taşımak, kafasının üzerine yakı çekmek (yakı, karasakız, iç yağı, bal mumu, bir takım otlar ve köklerinden yapılır), hastanın kafasından kan aldırmak suretiyle şifa beklemek ve bütün bu yapılanlar sonunda hastalık geçmezse doktora müracaat etmek alışıla gelmiş âdetlerdir.

Kulak ağrısı çeken hastalar Kürtler arasında Kürt hekimi olarak bilinen hekimlerden birine gösterilir, hekim uzaktan bakmak suretiyle hastalığı teşhis eder. Şayet hekim kulak ağrısı hakkında basur teşhisi koyarsa şöyle bir tedavi yöntemi kullanılır. Boz renkli serçe kuşlarından birkaç tane tutularak serçenin kulağı hastanın ağrıyan kulağına üzerine konulur, bu kuşun ölmesiyle diğer bir kuşun kulağı aynı şekilde ağrıyan kulağın üzerine konulur ve bu işlem kulak ağrısı geçinceye dek devam ettirilir. Orta kulak iltihabı olan hastaların ağrılarına sebep olan iltihabın kulağa dışarıdan herhangi bir şekilde giren kurtlar tarafından getirilmiş olduğuna inanılır. Bu nedenle de bu kurtçukları kulaktan çıkartmakta, çıkmayanlar için de doktora giderek çocuğun kulağının kurtlandığını anlatmakta (ancak doktora kendilerinin kurtları çıkarmak için uyguladıkları kulağa peynir koymak gibi yöntemlerden bahsetmeyerek) ve hastayı iyileştirmesini istemektedirler.

Karın ağrısı çeken hastaları tedavi etmek için bir ekmek veya kuru üzümün içine yarım nohut kadar küçük kükürt madeni konularak hastaya yutturulur. Bunun gibi çocuk doğurmayan kadınları hocalara okutmak, hamile olduğunu söyleyen kadının yanına kendi mahreminden başka erkeğin gitmemesi ve gittiği takdirde çocuğun tersine döneceği inanışı gibi yaygın inançlar bulunur. Serçe kuşu uygulaması basur hastalığının tedavisinde kullanılır, kuşun ölmesi ile basur hastalığının iyileştiği ve ağrıları azalttığına inanılır ve bu tür tedavi yöntemleri yaygın olarak kullanılır.

Ölen ve öldürülen bir cenazenin yasal zorunluluk üzerine kabirden çıkartılmasının çirkin bir davranış olduğu ve eğer cenaze üzerinde otopsi veya başka bir işlem yapılırsa o cenazenin tamamıyla mülevves (kirli, pis) olacağını ve ahirette de böyle pis olarak Allah’ın huzuruna çıkmasının uygun olmayacağı düşünülmektedir.

Kabristan civarında veya bazı yol üzerlerinde bulunan ağaçların üzerine bağlanan bez parçaları ile sıtma hastalığının geçeceğine ve bez bağlanırken olmasını istediği dileğinin gerçekleşeceğine, bu tür ağaçlardan dal veya budak koparıldığı takdirde bu düşüncesiz davranışta bulunan kimselerin berbat ve perişan olacağına inanılır.

Herhangi bir yerde görülen romatizma ağrılarına yel veya rüzgârın neden olduğu gerekçesiyle okutmak, leylek kuşunun yuva yaptığı herhangi bir ağacı veya evi ziyaretgâh bilerek kesmemek ve yıkmamak, üzerlerinde cesaret ve şecaat muskaları taşımak da yörede yoğun olarak uygulanan tutum ve davranışlardandır.

Zorunlu olmadıkça Hıristiyan halk ile birlikte yemek yememek ve Hıristiyan halkın yemek yediği kabı murdar olduğu zannıyla kırmak veya kalaylatmak, bu inanışlarına rağmen gerekirse Hıristiyanların mallarını talan ve yağma ederek eşyalarını alıp kullanmak, Hıristiyanların su içtikleri bardaktan mümkün olduğu kadar su içmemek de halk arasında yaygın olan inanışlardandır. Azeriler bile Hıristiyan halk ile mümkün olduğu kadar bir arada yemek yememeye ve su içtikleri kaptan da su içmemeye gayret ederler. Ayrıca hastalarına ilk müdahaleyi kendi yöntemleri ve bildikleri ilaçlarla yaptıktan sonra, hasta iyileşmezse son çare olarak doktora müracaat etmek ve hastasının iyileşmesini beklemek de yöredeki bir başka düşünce ve inanış tarzıdır. Ağrı haberlerinde farafsız haberin adresi agrininsesi ailesi olarak bundan sonrada bu tarz haberleri sizlerle paylaşacağız.

Kayanak: Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi

BAYEZİD (AĞRI) VİLAYETİ SIHHÎ VE İÇTİMAÎ COĞRAFYASI

Faruk KAYA - Yakup KARATŞ

Güncelleme Tarihi: 28 Temmuz 2020, 15:15
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER