banner154

BİR CEMRE DE YÜREKLERİMİZE DÜŞMELİ

Zemheri soğuklarda esen rüzgarlar, kopan fırtınalar ve ayaz gecelerin dondurucu ikliminden sıyrılıp yaklaşan baharın habercisidir cemreler. Rahmanın yeryüzünün yüreğine indirdiği sonsuz merhametinin en büyük tecellilerindendir. Ve cemre toprağın üzerine örtünen bembeyaz kefenden sıyrılıp yeşil libasını giymeye başlamasıdır. Böylece kainatın biricik sahibi ‘Hay’ olan Allah kudret eliyle varlığın hayat deveranına devam ettirdiğine işaret eder. Öyle ki, toprağın ısınması, atılacak tohumun yeşerebilmesi ve hayatın yeniden canlanması için sabırla beklenir her bir cemre. Zira cemre havaya düşünce yeryüzünün atmosferi değişir. Suya düşünce suyun sessizliği, buzlarla kaplı soğukluğu insanı dinlendiren ahenkli bir melodiye dönüşür. Yere düşünce toprağın sert ve kara bağrı nebatatın filizlenebilmesi için bağrını bir anne şefkati ile açar. Ve yeryüzü canlanır yeniden hayat(ı) bulur/hayat saçar. Hele bizim gibi kışı çok uzun, soğuk ve çetin yaşayanlar için daha bir anlamlıdır cemre vakitleri.Şimdi cemrelerin peş peşe düştüğü ve yavaş, yavaş baharın kokusunu yürek dünyamızda hissetmek için sabırla beklediğimiz yeni bir mevsimin eşiğindeyiz. 

 ​Peki, cemre sadece havaya, suya ve toprağa mı düşer? Acaba topraktan yaratılan ve varlık aleminin özü olan insanoğlunun da cemreleri yok mudur? Her gün biraz daha insanı bencilliğe sürükleyen, ruhsuzlaştırıp, anlamsızlığa veamaçsızlığa sürükleyen hayatın bağrına… Adaletsizce davranan, samimiyetten uzaklaşıp çıkar odaklı ilişkiler girdabında boğulan, insanın gönlüne belki bir belki de binlerce cemre düşmesi gerekmez mi?
Keşke mümkün olsa da baharın gelişinin habercisi olan bir cemre de yüreklerimize düşse. Nasıl dünyamızın havasını, suyunu ve toprağını ısıtmaya başladıysa, bu gün betona dönüşen mekanikleşip soğuklaşan çağımızın idrakini adalet, merhamet ve paylaşmayla doldursa. Ve bireyselleşipbencilleşen hatta vahşileşen çağın insanının yüreğinde; sevgiyi, barışı, kardeşliği, dostluğu ve vefayı yeşertse… Ve insanlığımız adına her ne güzellik varsa bir, bir kuşansak. Kim bilir belki o zaman, aramızdaki farklılıkların aslında zenginliklerimiz/güzelliklerimiz olduğunu daha iyi anlarız. Ve belki o zaman yaşadığımız dünyanın insansızlık ve insafsızlık çölü haline getirilmesine müsaade etmeyiz.


​Çünkü yıllardır bu coğrafyalarda yaşayan birçok insangecenin sabahında gözünü hep bir acıya, kâbusa, korkuya ve karanlığa açtı/açıyor. Oysa bu asla bir kader değil. Bu topraklarda yaşayan bireyler de herkes gibi artık huzur, barış ve kardeşlik içinde yaşamak istiyor. Ancak şunu bilmeliyiz ki, emperyalizmin bu toprakları ifsad eden politikalarını birlik beraberliğimizi pekiştirerek bertaraf edebiliriz. Her gün telefon, televizyon ve gazetelerde şahit olduğumuz onlarca ölüm haberi karşısındaki sessizlik vicdanlarımızın iflasını gösteriyor. Akdeniz’in kıyılarına vuran çocuklarımızın minik bedenleri, ümmetin parçalanmışlığını resmediyor. Dolayısıyla yaşamımızı harabeye dönüştüren bu küresel zorba mantığa, bu sömürgeci psikolojiye karşı yüreklerimize ümmet bilincinin filizlendirecek cemreler düşmeli/düşürmeliyiz. Bu gün çekişmelerimizin, çatışmalarımızın faturasını çocuklarımız açlıkla, kadınlarımızın sürgünle ve şehirlerimiz yıkımlarlaödüyor. Farkındamıyız içine düştüğümüz acziyetin,birbirimizden esirgediğimiz sevgi ve merhamet yüreklerimizi çöle dönüştürdü. Kalplerimizin insani ve İslami değerlerle atabilmesi için hayatlarımızın rahmet cemreleriyle dirilmesi lazım. 


​O yüzden artık yüreklerimize hakkın, adaletin, barışın ve kardeşliğin cemresi düşmeli diyorum. Düşmeli ki; insana değer veren hayata anlam katan anlayışlar yeryüzüne hakimolabilsin. Aksi takdirde insanlığın umudu zorbaların, katillerin ve cellatların insafına kalmış olacak. Yüreğimize adaletin cemresi düşmeli belki o zaman birbirimizi aşağılamaktan, yok saymaktan, horlamaktan vazgeçeriz. Kardeşliğin cemresi ile belki birbirimize renginden, dilinden, kimliğinden, cinsiyetinden ve mensubiyetinden ziyade insan olduğu için değer veririz. Öyle ki, kimsenin ötekileştirilmediği nifakın hayat bulmadığı, mazlumların zalimlerin insafsızlığına terk edilmediği erdemli toplumlar oluşturabilelim. Herkesin eşit bir paylaşıma hakkaniyete uygun bir yaşama sahip olduğumedeniyetler kurabilelim.


  ​Ve yüreğimize paylaşmanın ve dayanışmanın cemreleri düşmeli ki, günde 12 milyon ekmeğin çöpe atıldığı ülkemizde birilerinin yoksulluk, işsizlik ve aşsızlıktan dolayı çöplerde yiyecek toplama derdi kalmasın. Ve hayatlarımıza kin ve hasedin değil sevginin, dostluğun ve kardeşliğin hakim olduğu baharlara uyanabilelim.
Ey Rabbimiz sen merhametinden bir cemre düşür insanlığımızın yüreğine, düşür ki; bugün acı ve gözyaşına şahit olduğumuz şu çağı huzura, mutluluğa ulaştıracak nesillerin habercisi olsun. Ve onlar mazlumların haklarını zalimlerden alacak, dünyayı adaletle inşa etme iradesine sahip nesiller olsunlar. Öyle bir cemre ki, insani özümüze yani fıtratımıza dönüşün habercisi olsun… 

YORUM EKLE