Ağrı Dağı'na çıkmak istediğinizde önce uyruğunuz soruluyor size...

5 bin metre yüksekliğindeki Ağrı Dağı'na çıkmak istediğinizde önce uyruğunuz soruluyor.

26 Eylül 2010 Pazar 13:00
Ağrı Dağı'na çıkmak istediğinizde önce uyruğunuz soruluyor size...
"PKK terörü var" diyecek olursanız. Cevap hazır: PKK zararsızdır. Rehberle pazarlık yapıyoruz. "Türksünüz diye 500 dolar" diyerek bize kıyak yapıyor. Çünkü turistten bin 500 dolar istiyor.

Aga biz oluyoruz... Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları yani. Ağrı Dağı'na çıkmak istediğinizde önce uyruğunuz soruluyor size... Ardından pazarlık başlıyor. Size 300 dolara kadar inen tur şirketleri ve bireysel çalışan gayriresmi rehberler turiste gelince kişi başı bin 500 euro fiyat çekiyor. Bazı rehberler ise daha ucuza da olsa işi kapmak için bizi dağın bir yerine doğru götürebileceğini, ardından "Ahanda bu yolu takip edin" diyerek tek başımıza zirveye göndereceğini söylüyor. "Söz konusu olan 5 bin küsur metre. Nasıl gideriz? Kurdu var, kuşu var, PKK'sı var" dediğimizde ise, "Kurtlar bir şey yapmaz size. PKK da zararsızdır" diye yanıt veriyorlar. Dağ kuralları ovadan başlıyor Ağrı'nın eteklerinde. Ve peş peşe sıralanıyor akılalmaz olaylar...


BİDONLA KAÇAK MAZOT

"PKK, Ağrı Dağı'na çıkan herkesi haraca bağlamış" duyumunu aldıktan 4 gün sonra Doğubeyazıt'tayız. Kaçak ürün cenneti Doğubayazıt... Vitrinler ve tezgahlar kaçak sigaralar ve elektronik eşyalarla dolu. Birçoğu Free Shop'tan alınmış. Taksicimiz bir oto yedek parçacının önünde durunca soruyoruz "Hayırdır?" diye. Mazot alacakmış. Ortada ne pompa var, ne yazarkasa. Az sonra bidonla geliyor mazot. Her şey o kadar olağan ki. "Bu daha ucuz" diyor taksicimiz. 2 bin 200'e geliyormuş, "Yoksa baş edemem ki" diye de ekliyor. İran üzerinden katırlarla geldiğini söylüyor kaçak mazotun.

SAKIN YALNIZ ÇIKMAYIN

Önce ilçe merkezinde bir tur atıp esnafa Ağrı Dağı'na çıkmak istediğimizi söylüyoruz ve nasıl gideceğimizi soruyoruz. Foto muhabiri arkadaşım Emin Özmen'le birlikte iki gazeteci değil de nişanlı çift gibi dolaşıyoruz ilçede. O nedenle rahat rahat konuşuyor herkes. Esnaf, bu işlere bakan şirketlerden İshakpaşa Tur'a yönlendiriyor bizi ve uyarı üstüne uyarı yapıyor; "Aman şirketlerle gidin. Her yer mayın döşeli, PKK var yolunuzu keser" diye.

KAHVEHANEDEN HALLİCE

Elimiz mahkûm çalıyoruz kapısını şirketin. Şirket dediysek kahvehaneden hallice bir işyeri. Dağa çıkmak istediğimizi söyleyip bize bunun kaça patlayacağını soruyoruz. Önce bize nasıl çıkılacağını anlatıyor biri. 2 bin 200 metreye kadar araçla, 3 bin 200 metredeki birinci kamp alanı ile 4 bin 200 metredeki ikinci kamp alanına da atla çıkabileceğimizi, üçüncü gün de zirveye yürüyerek çıkıp beşinci gün dönebileceğimizi söylüyor. Sıra fiyata geldiğinde bir saniye izin isteyip ortağını arıyor.

KIRAN KIRANA PAZARLIK

Ortağıyla Kürtçe konuşan ve bizi anlatan şirket sahibi, telefondaki sesin sorusu üzerine "Evet, Türkler" diyor. Sonra bize dönüp "Türksünüz değil mi?" diye sorarak uyruğumuzu netleştiriyor. Çektiği fiyat 500 dolar. "Çok" dediğimde, atları istemezsek 300'e inebileceklerini söylüyor hemen. Ona da "Çok" deyince patlıyor şirket sahibi, "Turisten bin 500 dolar alıyorum. Türksünüz diye sizden bunu istiyorum, çok mu?" diyor. Bize iyilik yapıyor belki ama ya turistler? Daha sonra arayacağımızı belirterek ayrılıyoruz oradan.

"YÜRÜYÜP GİDİN"

"Siz yabancı değilsiniz. Biraz siz, biraz biz fedakârlık yapalım" diyor. Biz de, "At olmasın, yürürüz" diyoruz. 80 liraya iniyor rakam bu kez. Ancak rehberlik hizmeti de veremeyeceklerini belirtiyor. Bizi araçla 2 bin 200 metreye kadar çıkaracaklarını, ardından "Aha burası" diyerek patika yolu gösterip geri döneceklerini belirtiyor. "Tehlikeli olmaz mı?" diyoruz. "Yok" diyor rehberimiz, "Bulursunuz yolu, çok kolay. Yürüyüp gideceksiniz."

KİMSEYE GÜVENMEYİN

Arayışımız sürerken manav Ferdi'yle tanışıyoruz. "Aman ha" diyor Ferdi, "Kimseye güvenmeyin. Sizi yarı yolda bırakırlar. Tehlikelidir dağ. Öyle tek başına da çıkılmaz." Ferdi, dağın eteklerindeki köylere gidip çok daha ucuza rehber ve at bulabileceğimizi söylüyor ve kimlerle konuşmamamız gerektiğini de şöyle anlatıyor: "Örtülü köyüne giderseniz sakın ha bakkala gitmeyin. Bakkal kandırır sizi. Ona sakın güvenmeyin." Biz de Örtülü köyünde alıyoruz soluğu. İlçeye yarım saat uzaklıkta, dağın hemen eteğinde bu köy. Yolları toz toprak ve delik deşik...

O KÖYDE BİR YABANCI

10-15 haneli, tuvaletsiz köyün merkezinde bulduğumuz bir çocuk götürüyor bizi Musa Kotal'a. Musa'ya dağa gitmek istediğimiz söyleyince eve buyur ediyor bizi. Yarı taş, yarı çamur, çatısı sazlarla dolu evden bir yabancı çıkıyor biz tam avluya girerken. "Yabancı olduğu her halinden belli olan bu zat kim olabilir, ne işi var burada?" diye sorarken, aldığımız cevaba inanmakta zorlanıyoruz. Doğunun da doğusunda ne yapıyor ki McKenzie?

YERLİ TURİSTE KIYAK

Sırada başka şirketler var. Doğubayazıt merkezinde, kimi internet kafede, kimi bir butikte faaliyet gösteriyor bu şirketlerin. Kime gitsek bir çırpıda yanıtlayamıyor sorumuzu. Uzun uzun düşünüp telefonlar açıyor sağa sola. Bir standart olmadığı için belli ki... Ceven Tur'un cevap vermesi 2 saati buluyor. Onların verdiği fiyat da aşağı yukarı aynı. O da Türk'üz diye kıyak yapıyor bize.(Mediha OLGUN-Sabah)

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    TÜMÜ Yazarlar
    Hava Durumu
    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:
    Linkler
    AĞRI İ. Ç. ÜNİVERSİTESİAĞRI MİLLİ EĞİTİM AĞRI VALİLİĞİ
    Sen de Yaz
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri
    Siz de yazmak istemez misiniz?
    Ziyaretçi Defteri
    Arşiv